Psikoloji Kulübü Üyeliği

Çocuk eğitimi çok geniş kapsamlı bir bütünlük arz eder. Çünkü her çocuk ayrı bir dünyadır. Öncelikle çocuğun kişiliği çok iyi tahlil edilmeli, kapasitesi tesbit edilmeli ve ona göre bir tavır takınılmalıdır. Bahsedildiği üzere çok kapsamlı bir bütünlük, ancak burada çok önemsediğim, insan kişiliğinin temelini oluşturan en önemli konulardan biri sorumluluk duygusuna yer vereceğim.

Sorumluluk duygusu küçük yaştan itibaren çocuğun yaşına ve kapasitesine uygun olarak çocuğa yüklenen yaptırımlardır. Doğru bir şekilde sorumluluklarla donatılmış bir çocuğun özgüven duygusu da doğru orantıda gelişir.

Anne - babaların görevi, bağımsız ve üretken bir yaşam kurmak için, bir gün yetişkin olarak toplumda yer edinecek biri olan, sorumluluk sahibi, kapasiteli, özgüveni güçlü bireyler yetiştirmek ve onların bunu yapabilmek için yetenek geliştirmelerine yardımcı olmaktır. Bu nedenle, evdeki bazı görevleri onlara vermekten rahatsız olunmamalıdır.

Çünkü bu, onlara vereceğiniz çok gerekli ve değerli bir armağan olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu sürecin erken yaşta başlaması, süreklilik arz etmesi ve çocuğun kapasitesine, yaşına ve cinsiyetine uygun olmasıdır. Belli bir yaştan sonra sorumluluk duygusunu aşılamaya çalışmanız sonuçsuz kalacaktır. Bunun nedeni çocukların belli yaştan sonra kırılması zor alışkanlıklar geliştirmiş olmasıdır. Ayrıca bu durum çocuğunuzla aranızda çatışmalara sebebiyet verebileceği gibi, çözüm odaklı bir sonuç olmayacaktır. "Ağaç yaş iken eğilir" sözü burada anlam kazanmaktadır.

Anne - babalık her bireyin ulaşmak istediği en güzel mertebedir şüphesiz. Ancak her işte olduğu gibi anne-babalığı öğrenmek için de çaba harcamak gerekir düşüncesindeyim. Yeni başlayacağımız her iş öncesinde onunla alakalı araştırmalar yapar; öğrenmeye, eksikliklerimizi gidermeye çalışırız. Mesela, araba kullanmayı bilmeyen biri araba kullanmaya karar verdiğinde trafiğe çıkmadan önce bir kursa kaydolur, uzmanlardan yardım alır, pratik yapar ve bu birikime ulaşana kadar bihayli çaba sarf eder, nihayetinde de öğrenir.

Oysa ki Anne - baba olma aşamasında   pek çok kişinin ebeveynlik noktasında bilgilenme adına hiçbir çalışma içerisine girme eğiliminde olmadan, şöför koltuğuna oturuverdiğine tanık oluruz. Hayatta her şeyden daha önemli bir görev olan anne- babalık hususunda bu ciddiyet ve gayreti göstermiyor oluşumuz çok manidardır. Bu husus kolay yolu seçmeyecek kadar, çocuklarımız üzerinde deneme yapmayacak kadar ve gerektiğinde değişebilecek kadar ciddiye alınmalıdır.

İlk etapta anne-babalığı, edinilmesi gereken bir bilgi birikimi olarak kabul edip bu konudaki eksikliklerin gözden geçirilip, kendinizi bu hususta donatmak adına harekete geçilmelidir. Yeni bilgiler kazanmaya da her an açık olunmalıdır. Zaman ve çevre çok hızlı bir değişim içerisindedir. Çocuklarımız da bu süreçten nasibimizi almaktalar. Kendi zamanımızı göz önüne alarak eğitim sistemimizi değerlendirmemiz yanlış olmamakla birlikte eksik kalacaktır.

Tüm ebeveynler çocuklarının  okulda ve hayatta başarılı olmasını ister. Önemli beceriler kazansınlar, özgüven geliştirsinler, akademik başarıları yüksek olsun, doğru kişilik geliştirsinler ve doyumlu bir yetişkin yaşamı yürütebilsinler. Ancak anne¬babaların birçoğu tamamen iyi niyetle, ne yaptıklarını farkına varmadan,  çocuklarına yardımcı olmak, yüklerini hafifletmek adına canla başla mücadele ederler. Evdeki tüm işleri üzerlerine aldıkları gibi, okul ödevlerini de yapmaya kalkarlar. Oysa ki böyle bir davranışla beraber  çocuklarının ileriki yaşamlarındaki başarılarını sabote ettiklerini farkında değillerdir. Çocuklara, başarıya ulaşma noktasında elbetteki yardımcı olunmalıdır ancak, buradaki görevimiz "üstlenmek" değil "rehber" olmak olmalıdır. Biz ders verdiğimizi farkında olmasak da çocuklarımıza sürekli olarak bir şeyler öğretmekteyiz. Söylemlerimizin ötesinde davranışlarımızla eğitiyoruz onları. Doğru model olmak çok önemli şüphesiz.  Bizler de anne- baba olarak sorumluluklarını yerinde, zamanında ve sürekli bir şekilde yerine getirerek vermek istediğimiz mesajı davranışlarımızla vermeliyiz. Unutmayın, çocuklar işaret parmaklarını değil ayak izlerini takip ederler.
 

ÇOCUĞUMA SORUMLULUK DUYGUSU KAZANDIRMAK İÇİN NELER YAPMALIYIM?

  • Öncelikle aile toplantısı yaparak sorumluluk  duygusunun önemine vurgu yapılmalıdır. Sonra sorumluluklar netleştirilip yazılı hale getirilmelidir. Paylaşım tüm aile fertlerini kapsamalıdır.
  • Haftalık veya aylık olarak sonuçlar masaya yatırılarak değerlendirilmelidir. Sorumluluklarını yerine getirmeyen bireyler sorgulanmalıdır.
  • Çocuklarınıza yeni bir görev verdiğinizde, işi nasıl yapacaklarını öğrenene kadar onlarla birlikte çalışıp onlara yön gösterilmeli ve öğretmeye devam edilmelidir.
  • Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine ve cinsiyetine uygun görev ve sorumluluklar verilmelidir.
  • Çocuğun işlerini yapıp yapmadığını kontrol edilip, yapmadığında da uygun bir dille hatırlatılmalı; gerekirse göreceği yerlere notlar asılmalıdır.
  • Günlük zaman çizelgesi yapılarak, çocuğun gününü planlaması öğretilmelidir.
  • Çocuklar arasında iş bölümü yaparken adil olmaya özen gösterilmelidir.
  • Çocuk iş yaparken ağırdan alıyorsa belli bir süre verilerek, aldığı işi yerine getirmesi bu zamanla sınırlanmalıdır.
  • Ev işlerine yardım etmeye başlayan bir çocuk, başlangıçta mükemmel bir performans göstermeyebilir; bu normal karşılanmalı ve zamanla daha iyi duruma geleceği düşünülmelidir.
  • Sorunları onun yerine çözmeye çalışılmamalı ki kendi başına sorunların üstesinden gelmeyi öğrensin. Siz daima onun yanında olamazsınız.
  • Çocuklarınız yapması gereken bir işi yapmak üzereyken kendinize telkin edeceğiniz ilk sözcük" sen dur, o bunu başarabilir, sabırla bekle" olmalı. Ebeveynlerden birinin, o şimdi güzel yapamaz, yüzüne gözüne bulaştırır, etrafı kirletir, kırar vs .. gibi düşüncelerle çocuğun sorumluluklarını üstlenmesi çocuğun kendine olan güveni zedeleyebileceği gibi sorumluluktan kurtulmanın rahatlığını da beraberinde getirecektir. Bir süre sonra siz ona bir görev verdiğinizde bunu yapmayı reddedecektir.
  • Çocuk küçük çapta da olsa sorumlu bir davranış sergilediğinde tebrik edilmeli, yüreklendirilmelidir.
  • Çocuğun size yardım etmek veya kendi başına iş yapmak için gösterdiği ilk belirtileri gözden kaçırmamalı, girişimleri desteklenmelidir.
  • Olumlu davranışlar övülmeli, olumsuz davranışlar tenkit edilmemelidir.  Yapamadıklarından önce, yaptıkları vurgulanmalı.
  • Çocuk sorumsuzlukla etiketlendirilmemeli, etiketlenmek çocuğun kendisine olan güvenini ve yapma azmini kırar.
  • Çocuk görev ve sorumluluğuyla başbaşa bırakılmalı, yardım talep etmedikçe müdehale edilmemeli. Bu çocuğun mücadele etme ve başarıya ulaşma gücünü perçinler.
  • Neyin doğru neyin yanlış olduğu ve kendisinden ne beklendiği açıkça anlatılmalıdır.
  • Çocuğun ilgi ve yetenekleri erken yaşta tesbit edilmeli. Bu alanda sorumluluklar daha fazla verilmeli.
  • Çocuğa karşı duyulan sevgi davranışlarla değerlendirilmemeli. Bunu yapmazsan seni sevmem telkini son derece yanlış bir tutum olacaktır.
  • Çocukların daha büyük sorumluluklar yüklenmeye hazır olduğu zamanlar gözlemlenip, bu sorumlulukları yüklenmesine fırsat verilmelidir.
  • Sorumluluklarını aksatan çocuğa sorumluluk listesi hatırlatılmalı, çocuk motive edilmeli.

Bir gün kozada küçük bir delik belirdi; bir adam oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı izledi. Ardından sanki ilerlemek için çaba harcamaktan vazgeçmiş gibi geldi ona. Sanki elinden gelen her şeyi yapmış ve artık yapabileceği bir şey kalmamış gibiydi. Böylece adam, kelebeğe yardım etmeye karar verdi.  Eline küçük bir makas alıp kozadaki deliği büyütmeye başladı. Bunun üzerine kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük, kanatları buruş buruştu. Adam izlemeye devam etti; çünkü her an kelebeğin kanatlarının açılıp genişleyeceğini ve bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu. Ama bunlardan hiç biri olmadı. Kelebek, hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de asla uçamadı.

Adamın iyi niyeti ve yardım severliği ile anlayamadığı şey, kozanın kısıtlayıcılığının ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten çıkmak için göstermesi gereken çabanın, Yaratıcı'nın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede de kozanın kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda uçmasını sağlamak için seçtiği yol olduğuydu.

Bazen yaşamda tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey çabalardır. Eğer Yaratıcı, yaşamda herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi, o zaman bir anlamda sakat kalırdık. O zaman olabileceğimiz kadar güçlenemezdik. Asla uçamazdık.

Çocuklara küçük yaştan itibaren bu mesajın verilmesi çok önemlidir. Sorumluluğu öğretmek için sorumluluk vermeye istekli olmak gerekir. Sorumluluk aldıkça, olumsuz sonuçlarına katlandıkça ve olumlu sonuçları ödüllendirdikçe çocuğunuzun sorumluluklarını öğrendiğine tanık olacaksınız. Anne- baba olarak biraz gerisinde durup bir şeylerin olmasına izin verme yürekliliğini göstermelisiniz.

Çocuğunuza inanın ve güvenin. Ondan iyi şeyler beklerseniz iyi şeyler görürsünüz.

Ebeveynlik için harcadığımız çabaların esas hedefi, çocuklarımızın biz olmadan yaşayabilmelerini sağlamaktır ...

SEVGİYLE KALIN…..
Nuray BAŞTAN AYDIN
Uzman Klinik Psikolog/ Aile Danışmanı

Whatsapp Danışma